CHP İZMİR ATASINI ANDI - YÜCEL VE SOYER’DEN ANLAMLI MESAJLAR  
10.11.2021
887
Yazı Boyutu: A- A+

 

 

Cumhuriyet Halk Partisi İzmir İl Başkanlığı, Cumhuriyet Meydanında düzenlediği törenle, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurtarıcısı ve kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü, ebediyete intikalinin 83’üncü yıldönümünde andı.

Ata’nın anıtına çelenk sunumu ve okunan istiklal marşı ile başlayan törene, CHP İzmir İl Başkanı Deniz Yücel, CHP İzmir Milletvekilleri Ednan Arslan ve Tacettin Bayır, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, CHP İlçe Örgüt Başkanları, İl Yönetim Kurulu Üyeleri, CHP Kadın Kolları MYK üyeleri, CHP İzmir İl Gençlik ve İl Kadın Kolları Başkanları, İl Disiplin Kurulu Üyeleri, Belediye Meclis Üyeleri, STK başkan ve temsilcileri ile partililer ve vatandaşlar katıldı.

Törende Dr.Güngör Özbek Anadolu Lisesi Öğrencisi Damla Köşk’ün okuduğu şiir duygusal anların yaşanmasına sebep olurken, İl Başkanı Yücel ve Büyükşehir Belediye Başkanı Soyer yaptıkları konuşmalarla Atatürk’e olan bağlılığı ve minneti dile getirdiler.

Deniz Yücel “Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının yolundan yürüyerek bize emanet edilen vatanımızı ve Cumhuriyetimizi ilim ve fennin ışığıyla aydınlatarak gelecek nesillere taşıyacağız.” Sözlerine yer verdiği konuşmasında şunları söyledi;

 

SİZCE DE MUCİZE DEĞİL Mİ ?

Bugünden tam 140 yıl önce, 1881 yılında, Selânik’te, Kocakasım Mahallesinde bir mucize dünyaya geldi.

O mucize, can çekişmeye başlamış bir ulusun yok olmasını, vatan topraklarının parçalanmasını ve Türklüğün tarih sayfasından silinmesini engelleyecek; bir milletin kaderini yeniden yazarak dünya tarihinin akışını değiştirecek bir askeri ve diplomasi dehasıydı.

Tüm dünyanın gıpta ettiği bu lider,  kendi kaderini ulusunun kaderiyle birleştiren, 57 yıllık kısa ömrüne onlarca muharebe, onlarca devrim sığdırarak ulusunun atası olmuş ve milletince ATATÜRK olarak anılmaya başlamıştır.

Çanakkale’de “Ben size savaşmayı değil ölmeyi emrediyorum” diyen ve sonrasında Anafartalar kahramanı olarak anılan bir komutan;

Sakarya’da “Hattı müdafa yoktur, sathı müdafa vardır, bu satıh bütün vatandır” diyen ve birliklerinin önünde yürüyen ve çarpışan bir komutan;

Dumlupınar’da “Ordular İlk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!” komutuyla düşman askerini İzmir’e kadar süren ve İzmir’de noktayı koyan bir Başkomutan.

Sizce de mucize değil mi?

Savaşlardan ve yokluktan bitap düşmüş bir halktan, emperyalizme karşı dünya tarihinde ilk kez direnen ve muvaffak olan bir millet yaratan, ardından Cumhuriyeti kuran, saltanatı ve hilafeti kaldıran, laik, demokratik, yüzü batıya dönük, hızla gelişen bir devlet kuran bir lider, ileri görüşlü bir devlet adamı.

Okuyan, araştıran, doğru adımı atmak için mutlaka doğru zamanı bekleyen, örgütçü, zeki, cesur, kararlı, büyük bir devrimci.

Ve fakat asla muhteris değil, asla hayalperest değil, ne zaman duracağını bilen bir lider.  Sizce de mucize değil mi?      

ÜST AKILLARDA KERAMET ARAMAYA, BİAT ETMEYE HACET YOK.

Ne dünde, ne bugünde, ne de yarınlarda başka keramet aramaya, üst akıllara biat etmeye, saltanata heveslenmeye hacet yoktur. Bu yanlışlara düşenlerin halini, tıpkı bugün iktidar olanlarda gördüğümüz gibi, geçmişte de gördük. Bu heveslerin sonucu, yokluk, karanlık, adaletsizlik ve itibarsızlıktır.

Ulu önderimiz ve kurtarıcımız Atatürk’ün, bizlere gösterdiği yol, medeniyet yoludur. Bizler onun koyduğu hedeflere yürüyen, onun manevi hatırasına sonsuza kadar sahip çıkacak, o hatıraya saygısızlık edenlere haddini bildirecek olan, cumhuriyet nesliyiz.

Cumhuriyet rejimine ve demokrasiye alerjisi olan, saltanat ve hilafet düşkünü bir takım kirli zihinler Mustafa Kemal Atatürk döneminde olduğu gibi bugün de varlar.

İşte biz; Cumhuriyetin yılmaz savunucuları ve koruyucuları olarak, büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının yolundan yürüyerek bize emanet edilen vatanımızı ve Cumhuriyetimizi ilim ve fennin ışığıyla aydınlatarak gelecek nesillere taşıyacağız.

İlk Cumhurbaşkanımız, İlk Genel Başkanımız, ebedi Başkomutanımız Gazi Mareşal Mustafa Kemal Atatürk’ün hiçbir övgü ve iltifata ihtiyacı yoktur ve olamaz. Onun bizden tek beklediği, eserlerine, devrimlerine ve fikirlerine sahip çıkarak devletimizi dünya milletleri içerisinde saygın ve itibarlı bir konuma getirmemizdir.

Onun bizden tek isteği;

Savaş meydanlarında ve diplomatik zaferlerle kazanılan bağımsızlığımızı, insan onuruna yaraşan bir şekilde, çalışarak, üreterek, ekonomik ve siyasal alanda da sürdürmemizdir.

Kendi sözleriyle ifade etmek gerekirse;

Çalışmadan, yorulmadan, üretmeden rahat yaşamak isteyen toplumlar; önce haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra da istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkûmdur."  

Onun bizden isteği Türk milletine layık olduğu refahı, üreterek, çalışarak kazandırmamızdır.

Ve yine onun sözleriyle ifade etmek isterim ki;

Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır”.

Evet, onun bizden beklentisi medeniyetten ayrılmadan ilerlememizdir.

 

İşte tüm bunları gerçekleştirdiğimizde, bu yolda emek verdiğimizde ve tıpkı bugün yaptığımız gibi, karşımıza çıkanlarla korkmadan mücadele ettiğimizde, onu anmış, anlamış ve yaşatmış olacağız.

 

Ey büyük Atatürk, Sana Söz!

Devrimlerin ve cumhuriyetin sonsuza kadar yaşayacak, ay yıldızlı bayrağımız sonsuza kadar dalgalanacaktır. 

Ektiğimiz tarlayla, ürettiğimiz fabrikayla, okuduğumuz okullarla, Türkiye’ye yeniden kazandıracağımız saygınlıkla ve kuracağımız Milletin İktidarıyla seni anmaya devam edeceğiz.

Kıymetli İzmirliler, Değerli Cumhuriyet Halk Partililer,

Bu ülkede yetişen her tohumda, okula giden her yavrumuzda, bacası tüten her fabrikada, Atatürk’tür anılan.

Kurtarıcımız ve kurucumuzu daha çok anmak için yapmamız gereken şeyse, daha çok çalışmak, daha çok üretmek, milletimizle omuz omuza yürümektir.

Aydınlık geleceğe yürüdüğümüz bu yolda, Onun sesi kulağımızdan, sevgisi kalbimizden asla eksilmeyecek, gözümüz hedeflerinden hiç ayrılmayacaktır.

Naçiz bedeni toprak olsa da, fikirleri, yolu, felsefesi ve kurduğu ülkesi ilelebet payidar kalacak olan,

Eşsiz liderimizi ve ülkemizin mucizesi Atamızı, bedenen aramızdan ayrılışının 83. Yılında minnetle, özlemle ve saygıyla anıyor, Hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum.  Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti, Yaşasın Mustafa Kemal Atatürk.

 

TUNÇ SOYER: ONUN MİRASI YOLUMUZA IŞIK TUTUYOR

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Soyer ise; konuşmasında 10 Kasım’ın Atatürk’ün armağanlarının ve başarılarını bir kez daha hatırlandığı bir gün olduğunun altını çizdi ve “Ata’mızı kaybettiğimiz bugün, onun bizlere bıraktığı emanetleri ve bu vatanın nasıl kurulduğunu bir kere daha hatırladığımız ulusal yas günümüz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün tarihi başarısı, emperyalizme karşı destansı mücadelemiz Kurtuluş Savaşı’nın zaferle sonlanmasını ve Cumhuriyeti’mizin kuruluşunu sağladı. Atatürk, çağının çok ötesinde düşünen; sadece bu ülke ve milleti için değil “insanlık” için hep daha iyisini düşünen bir vizyona sahipti. Fikri üretimi ve eylemleriyle her daim dünya halklarına ilham veren bir lider oldu. ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ şiarıyla sürdürdüğü politikalar, ülkemize duyulan saygının en temel sebeplerinden biridir” diye konuştu.

 

ATA’MIZIN BIRAKTIĞI UYGARLIK MİRASI YOLUMUZA IŞIK TUTUYOR

Atatürk’ün ileri görüşlülüğü ve barış yanlısı tutumunu O’nun sözleriyle örneklendiren Soyer, Cumhuriyet’in 2. yüzyılına işaret etti ve “Cumhuriyetimizin 100’üncü yılına iki yıl kaldı. Hiç şüphesiz, Ata’mızın bize bıraktığı mirasa sahip çıkmanın en önemli yolu, Cumhuriyetimizi demokrasi, özgürlükler ve adaletle taçlandırmaktır. Biliyorum ki bu ülkenin tüm insanlarının hayal ettiği Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz. Bu değişimi, Ata’mızın mirasından hareketle köy ve şehirlerimizdeki tüm vatandaşlarımızla, kadınlarla ve gençlerle gerçekleştireceğiz. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün değerini çok daha iyi anladığımız şu günlerde, Ata’mızın bıraktığı uygarlık mirası yolumuza ışık tutuyor. Onu, her yıl daha da artan bir özlemle, rahmet ve şükranla anıyorum” dedi.

Konuşmaların ardından kürsüye davet edilen, Güzelbahçe Dr. Güngör Özbek Anadolu Lisesi öğrencisi Damla Köşk’ün okuduğu, Şair Orhan Asena’ya ait olan “Atatürk Bir Çıkıştır, Varış Değil” şiiri alanda bulunanların duygusal anlar yaşamasına sebep oldu.

CHPnet

SİTELERİ